29 Ocak 2010 Cuma

Ne dönemdi

Bu dönem hiç beklemediğim kadar zor bir dönem geçerdim. Gerek okul gerek duygusal gerekse maddi olarak çok sıkıntılar geçirdim. Biri bitmeden biri geldi, o bitti başkası geldi:) Neyseki zoraki sabır ile hepsinin üstesinden geldim.
İnsan bazen yoruluyor fakat bu talihsiz olaylar insana yeni şeyler öğretmekle beraber sevinci getiriyor. Her ne kadar bir olay sevinç yerine bana üzüntü getirmişsede ilerde daha üzülmemek için şimdi çektiğim acıyı tercih etmek zorunda kalmam ve yaşattırmamdı.
Bu dönem biraz duygusal anlamda hem kendim hemde başkalarına acı çektirdiğimi farkındaydım fakat ben düzeltmeye çalıştıkça iyica sarpa sarması cabasıydı. Şimdilik bunlar ve bunun gibi sorunlar olmaması için bu tarz şeyleri düşünmüyorum düşünmemeye çalışıyorum.
Ders konusunda ise hayatımda bu kadar riskli bir dönem geçirdiğimi hatırlamıyorum. Kalmanın ensemdeki nefesini hissetmem ve bu nefesin ne kadar derinden derinden geldiğini öğrenmek acı vericiymiş onu anladım. Ama bir "kış kış "hareketiyle onuda kovdum evelallah:) Neyseki kalmadan bir dönemi tamamladık hatta artık mezun olduk bile diyebiliriz. Çünkü bölüm itibariyle en zor dönemi geçmiş bulunmaktayım.
Madii konulara gelince aslında gelmeme tarafındayım. Çünkü anlamadığım şekilde gelen paralar anlamadığım şekilde gidiyorlar o yüzden bu kaçağı tespit edince yazacağım.
Şimdi ne yapıyorsun derseniz, şimdi kısa süreli hedefim olan iPod Touch almak için kaynak aramakla meşgulüm:D

20 Ocak 2010 Çarşamba

Taş devrinde mi olsak?


Ya gün geçmiyor ki stres artmasın, omuzlarımızdaki yükler artmasın. Bundan bir kaç yıl öncesinde hep keşke yine ufaklık olsam, başımı okşasalar, bayramda bir çikolataya tav olsam derdim dururdum. Şimdi yavaş yavaş yaşlanma nedeniyle garip psikolojik durumlar, hayatın verdiği yüklerden dolayı bırak çocukluk dönemine geri gitmeyi taaa taş devrine gitmek istiyorum. Çünkü çocuk olsak yine büyüyüp bunlarla karşılaşacaz. O yüzden ortalama ömrüm 80 yıl olsa taş devrinde omzuma yük binmesi için, Tekerlek icad olacak, yerleşik hayata geçecez, yazıyı bulacaz, iki şavaşacaz, İstanbul'u fethedecez filan feşmeken çok iş var yani. O nedenle şu anda beni kurtaracak zaman dilimi taş devri diyebilirim.
Hani orada yaşamış birinci ağızdan kişilerle muhabbet etmemiş olsamda, tarih kitaplarında okuduğumuz üzere, yemek ye, yat, iki av bulup gel arada sırada da icat yapsak ohh mis valla:)
Yani yok mu oranın zorlukları filan diyecekseniz, yani tabiki olacak. Yorgan dı, yastıktı filan yoktur herhalde, birde her yer açık olmasından dolayı bir taraflarımızda üşeyecek ama olsun. Zaten zamanla onada alışırız. Şimdiki gibi okula git gel, sonra askere git gel, sonra işe git gel, sonra düğüne git gel, doğumhaneden çocuğu al gel, o sırada kendimizin yaşadıklarını çocuğuna yaşat, sonrada toprağa git hiç gelme:D Eee bu kadar git gelde bünyeye zarar.
İşte taş devri benim açımdan kötü değil hatta maceralı olmasından dolayı oldukça güzel.
Mutlu olmam için sırtımda o kadar yük taşıdıktan sonra mutluluk ayrı güzel ama ya birde oturup mağramda mutlu olsam fena olmaz mıydı ;)

3 Ocak 2010 Pazar

Yahşi Batı'yı İzledim

Bu hafta sonu oldukça hareketli geçti. Gezdim, eğlendim, arkadaşlarla epey bir vakit geçirdim. Cuma günü ne yapsak ne etsek derken aklımıza geldi, bugün Yahşi Batı'nın gösterime gireceği. Saat 11:30 seansına yer ayırttırdıktan sonra sinemaya gittik. Ankamall'deki sinemada yaklaşık 15dk kadar reklam izleyip uykumuzu getirselerde! filmi izledik.

Film komikti ama ben beğenmedim. Beğenmeme sebebim ise; filmde artık ap açık küfürlerin, bel altı esprilerin çok kullanılması ve esprileri sadece bunlarla yapılması beni beğenmeme yetti. Gülmesine gülüyorsun ama ben küfürsüz espriyle yapılmış bir filmi izlemeyi tercih ederdim. Filmde yine Cem Yılmaz'ın alışık olduğumuz, ortam ve zamana uygun olmayan bir şeyden espri çıkartma çabasını bu filmde de gördüm. Gora ve Arog'da aynı olay çok fazlaydı ve bu filmde de aynı şey yine vardı. Örnek olarak Cola Turka reklamı yapılan kola sahnesi yine bilinen bir şeyden espri çıkartma çabası olduğunu gösteriyordu.

Bana göre sanki Recep İvedik filmi kadar popüler olması sağlamak kaygısıyla küfürlerin artık sınır olmadan kullanılma çabası olduğu izlenimi verdi. Ama bence olmamış. Her ne kadar Recep İvedik filminde küfür kullanılsada bu kadar belli değil, ayrıca bel altı espriler öyle anlaşılacak kadar açık şekilde yapılmıyor. Ve küfürsüz espri oldukça fazla. Ben Cem Yılmaz'ın filminde bunu göremedim. Yani Cem Yılmaz git gide kendinden beni soğutuyor. Gişe kaygısıyla artık terbiye sınırını kaldırmaları oldukça üzücü.