2 Ocak 2012 Pazartesi

Kişisel Yazılara Buradan Devam

Şöyle en son yazdığım yazı tarihe baktığımda 16 mayıs 2010 yani o zamanlar üniversitede 3. sınıfın sonları, biraz daha her şey lay loy lom. Şimdi ise mezun olmuş, tüm çevresi Türkiye'nin dört bir yanına dağılmış dımdızlak kalakalmış birisi var. Hani üniversite bitince boşluğa düştüm derler , işte onu yaşıyorum bizzat. Ve bunun nedeni üniversite de varsa samimi arkadaşlarınız sırf artık onlardan uzak kalmaktan başka bir şey değil. Çünkü artık uzakta veya yakında hayat derdine düşünce sizde yalnız kalıyorsunuz.

Bu durum her ne kadar hoş olmasa da kendi bünyenizde biraz kafa dinlenmesi biraz geçmişin seceresine göz gezdirmek için iyi fırsat tabi rahat birisiyseniz. Benim gibi napacaz ne edecez tipindeyseniz yandınız :)

İşte bu boşluktaki ruh haliyle azıcık kişisel yazı yazayım dedim. Niye yazıyorum bilmiyorum ama tahmin olarak bu ruh hali beni buna itiyor sanırım.

Az biraz burada tıngırdaktıktan sonra neler değişir bilmiyorum ama özlemişim sohbet etmeyi ekrana bakarak :) Haydin kalın sağlıcakla ;)

16 Mayıs 2010 Pazar

Hayaller ve Biz

Şu hayatta hayalleriniz olmazsa yaşamak ne kadar da zor. Çünkü hayallerin olmadığında bence hayat anlamsız. İnsan amaçları doğrultusunda hareket eder onlara ulaşmak için çalışır çabalar. Bir evsiz sıcak bir ev, dışarıda kalan aç bir kimse sıcak bir çorba, orta halli biri pikniğe gidebilecek bir araba... Hepsi aslında farklı görünselerde ortak noktaları hayal olmalarıdır.
İşte benimde buna benzer bir sürü hayallerim var. Belki ileride çoğu gerçekleşecek ya da gerçekleşmeyecek ama hayal kurmak gerçekten güzel ve bu hayaller doğrultusunda ilerlemek insanı en fazla motive edici olay diye düşünüyorum.

1 Nisan 2010 Perşembe

Ne yapıyorum acaba?




Bugün takvime baktığımda 2010'un 4.ayına girdigimizin farkına vardım. Peki onceden bilmiyormuydum tabiki biliyordum fakat zamanın bu kadar hızlı aktığının farkına varmadım. Ne yapıyorum ne ediyorum diye söyle arkama dönüp baktığımda bir seyin olmaması çok üzücü. İnsan yaşamında renk ister farklılık ister ama bende bunların olmaması tek farklı seyin ise sadece ilerleyen vaktin olması gercekten çok üzücü bir durum. Eskiye baktığımda biraz ilerlediğimde zamanda yolculukta herkes gibi ben de ozluyorum o zamanları. Belki baskaları için farklı olmasada benim için çok farklı çok güzel çok renkli yillarin olduğunu apaçık görüyorum. Büyüklerin dediği gibi zaman çok çabuk geciyormuş yasınız hele arttıkça sanki yas artan bir ivme gibi yılların geçiş hizida okadad hızlı sekilde artıyor. Bundan 4 sene oncesinde yeni liseden mezun olmuş kafasında sadece ÖSS ve ÖSS sonrası yapacakları olan ben varken şimdi o üniversiteden mezun olmasına az kalmış arkadaslari mezuniyette ne yapacagını düşünen mezun olur olmaz evlenecek olan cevresinde insanlar olan askerden donen cocuğu olan yanık artık büyümüş bir genc biri var. Eee bu yazdıklarımda ne uzun ne kısa denilebilcek sürede olması beni daha çok etkilemektedir. Böyle hızlı akan zamanda bir yere tutunmak oradan toparlanmak ve ayaklanmak isteyen de biri var. Her ne kadar değişmemiş aynı neşeli ben olsamda aslında değişen o kadar çok şey var ki ben bile farkında değilim. Farkina vardığımda ise bu durumun beni çok etkilemesi bazı seylerin yolunda olmadıgını gösteriyor bana.
Aslına bakarsaniz benim bu durumum birazda yeniye dayanmakta. Ben takı gecen sene bugünlere kadar böyle bir sorunum yoktu. Daha sonra yaşanan bazı olaylar onun üzerine kurulu olaylar, derken gitgide isler gariplesti ve çıkmaz bir hal aldi. Bu durumu düzeltmezsen çok değişik seyler olacağının farkındayım fakat nasıl yapacağımı bilemediğim için nerden baslaycagimi da bilmiyorum ve bu durum giderek kotulesiyor.
İstee aaa dostlar ;) epeydir icimi dokemiyordum. Bugün böle estiler bana bir yerden, sınava çalışmak yerine buraya yazı yazıyorum şimdi. İste sorunların etkisini de böle böle gösteriyorum ;)

25 Mart 2010 Perşembe

Türk Bayrağı ve Tarihi Önemi

Bayrak bir ülkeyi , bir kurumu simgeleyen en önemli özellikerden biridir. Bayraklar genellikle o ülkenin geçmişi ile ilgili bir izi barındırır ve o ülkeyi bütünüyle temsizl eder.
Örneğin ülkemizin bayrağı olan Türk Bayrağında; kırmızı kullanılmasının nedeni, kurtuluş savaşı sırasında şehitlerimizden akan kırmızı kanı, ay ve yıldız ise o gün şehitlerimizin kanının üzerine gölgesi düşen ve parıldayan ay ve yıldızı temsil etmektedir. Türk bayrağı, Türk Milleti’ne tarihin yüklediği bir misyon vardır. insanlığa adalet ve mutluluğu götürme ülküsü, Türk bayrağı, Türk Milleti’ne tarihin yüklediği misyondur.

Bu Makale SeoHocasi.com vasıtasıyla hazırlanmıştır.

12 Mart 2010 Cuma

Bulmaca çözülmezse bıyık

Evet garip bir başlık oldu. Hepimiz bulmaca çözeriz ya da çözmüşüzdür. Çengel, kare ,sarmal ve daha bir sürü garip garip bulmacalar.
Çengel bulmaca herkesin favorisidir. Çözdükçe eğlenirsiniz, bir şeyi bildiğiniz halde yazamazsanız da sinirden karalamalar yaparsınız :) Öyleki; sol üsteki bayan sanatçımız kimdir diye sorulara cevap bulamadığınızda o an yanınızdaki eşinize, dostunuza sorarsınız. Onlarda bilmiyorsanız artık o bayan sanatçıdan intikam almak için, bıyık, sakal, favori gibi garip şekiller vererek ona farklı bir cinsiyet katma çabası içine girersiniz. Eğer bu erkek ise, onada saçlar, kolyeler gibi hafif yumuşak bir erkek havası katmanızda olasıdır.
Bazen o kadar sinirlenirsiniz ki, gazetedeki tüm kadınlara erkek, erkekleri kadın yapma için çalışmalara başlarsınız. Arada sırada kaleminiz tükensede bir "hooh" diye kalemin ucuna seslenince hemen yazıverir kalemcik:)
Eee aslında burada suçlu olan kadın değildir, sizin bilginizdir. Yani her bulmacada aynı şeyleri yazıp yeni şeyleri bilmek için çaba göstermezseniz olacağı budur. Eski Mısır Tanrısı Ra artık küçük çocuklar dahi biliyor. Birde şu elmentler yok mu , asıl sorunlar onlar:) Nikel'in simgesi Ni; fakat magnezyum'un simgesi Ma değil malesef:) Eee böyle oluncada "Ya bu sorunun cevabı nedir? Magnezyumun simgesi doğru şu da doğru lakin cevap çıkmıyor:D" Eee magnezyum ma olsaydı olurdu ama Mg olduğundan sende direk iki harfi alıp koyup sanki periyodik cetveli ezbere biliyormuş edasıyla yaparsan tabiki çıkmaz:D Yine bunun ilk harfi tutuyor, ya kurşun, kalay filan olsa o zaman daha fena:)
Bu yazıyı neden yazdın dersenizde valla bilmiyorum. Yolda bir gazete üzerinde Seda Sayan'ı bıyıklı görünce mi aklıma geldi ne hatırlamıyorum :)

7 Mart 2010 Pazar

Blog yazmak ve cezbedici hal aldırmak




Bloga epeydir yazmıyordum yazı çünkü yapacak ne o kadar çok garip seyler ne de o kadar çok vaktim. Bu donem oldukça yogunun ve bu yoğunlukta canım pek çok şey yapmak istediğinden dolayı vakitte bulmak oldukça zorlaşti.
Ama artık bu kadar uzun aralar olmayacak, çünkü kendimi hem blog yazmaya hem de blog yazacak ortamı hazir etmiş bulunmaktayım.
Bu aralar dedigim gibi oldukça fazla farklı seyler yapmaya aradım. Onceden ben ki hiç dizi izlemeyen adam şimdi dizi manyagi oldu çıktı.
Geçenlerde how i met your mother'in 3. Sezonunu izlerken orada barney rolundeki adamında dizide blog tuttuğunu öğrenince vay be dizi de bile blog geçiyor bizim bloglarda oyle boş boş duruyor ayda yılda bir yazıyoruz dedim. Şimdi hemen bu durumu düzeltmek için bir şey yapayım nasıl kendimi hevesli hale getiririm diye düşünürken ipoddan ya adak hem anında yasadiklarimi yazarım hemde benim için farklı olur düşüncesiyle bugünden itibaren kablosuz betim sayesinde yazımı ipoddan yazıyorum. Hoş bir tarafı daha var o da yazıları yazarken ipodun klavyesinden daktilo gibi ses çıkması beni ayrı bir cezbediyor. :)

29 Ocak 2010 Cuma

Ne dönemdi

Bu dönem hiç beklemediğim kadar zor bir dönem geçerdim. Gerek okul gerek duygusal gerekse maddi olarak çok sıkıntılar geçirdim. Biri bitmeden biri geldi, o bitti başkası geldi:) Neyseki zoraki sabır ile hepsinin üstesinden geldim.
İnsan bazen yoruluyor fakat bu talihsiz olaylar insana yeni şeyler öğretmekle beraber sevinci getiriyor. Her ne kadar bir olay sevinç yerine bana üzüntü getirmişsede ilerde daha üzülmemek için şimdi çektiğim acıyı tercih etmek zorunda kalmam ve yaşattırmamdı.
Bu dönem biraz duygusal anlamda hem kendim hemde başkalarına acı çektirdiğimi farkındaydım fakat ben düzeltmeye çalıştıkça iyica sarpa sarması cabasıydı. Şimdilik bunlar ve bunun gibi sorunlar olmaması için bu tarz şeyleri düşünmüyorum düşünmemeye çalışıyorum.
Ders konusunda ise hayatımda bu kadar riskli bir dönem geçirdiğimi hatırlamıyorum. Kalmanın ensemdeki nefesini hissetmem ve bu nefesin ne kadar derinden derinden geldiğini öğrenmek acı vericiymiş onu anladım. Ama bir "kış kış "hareketiyle onuda kovdum evelallah:) Neyseki kalmadan bir dönemi tamamladık hatta artık mezun olduk bile diyebiliriz. Çünkü bölüm itibariyle en zor dönemi geçmiş bulunmaktayım.
Madii konulara gelince aslında gelmeme tarafındayım. Çünkü anlamadığım şekilde gelen paralar anlamadığım şekilde gidiyorlar o yüzden bu kaçağı tespit edince yazacağım.
Şimdi ne yapıyorsun derseniz, şimdi kısa süreli hedefim olan iPod Touch almak için kaynak aramakla meşgulüm:D

20 Ocak 2010 Çarşamba

Taş devrinde mi olsak?


Ya gün geçmiyor ki stres artmasın, omuzlarımızdaki yükler artmasın. Bundan bir kaç yıl öncesinde hep keşke yine ufaklık olsam, başımı okşasalar, bayramda bir çikolataya tav olsam derdim dururdum. Şimdi yavaş yavaş yaşlanma nedeniyle garip psikolojik durumlar, hayatın verdiği yüklerden dolayı bırak çocukluk dönemine geri gitmeyi taaa taş devrine gitmek istiyorum. Çünkü çocuk olsak yine büyüyüp bunlarla karşılaşacaz. O yüzden ortalama ömrüm 80 yıl olsa taş devrinde omzuma yük binmesi için, Tekerlek icad olacak, yerleşik hayata geçecez, yazıyı bulacaz, iki şavaşacaz, İstanbul'u fethedecez filan feşmeken çok iş var yani. O nedenle şu anda beni kurtaracak zaman dilimi taş devri diyebilirim.
Hani orada yaşamış birinci ağızdan kişilerle muhabbet etmemiş olsamda, tarih kitaplarında okuduğumuz üzere, yemek ye, yat, iki av bulup gel arada sırada da icat yapsak ohh mis valla:)
Yani yok mu oranın zorlukları filan diyecekseniz, yani tabiki olacak. Yorgan dı, yastıktı filan yoktur herhalde, birde her yer açık olmasından dolayı bir taraflarımızda üşeyecek ama olsun. Zaten zamanla onada alışırız. Şimdiki gibi okula git gel, sonra askere git gel, sonra işe git gel, sonra düğüne git gel, doğumhaneden çocuğu al gel, o sırada kendimizin yaşadıklarını çocuğuna yaşat, sonrada toprağa git hiç gelme:D Eee bu kadar git gelde bünyeye zarar.
İşte taş devri benim açımdan kötü değil hatta maceralı olmasından dolayı oldukça güzel.
Mutlu olmam için sırtımda o kadar yük taşıdıktan sonra mutluluk ayrı güzel ama ya birde oturup mağramda mutlu olsam fena olmaz mıydı ;)

3 Ocak 2010 Pazar

Yahşi Batı'yı İzledim

Bu hafta sonu oldukça hareketli geçti. Gezdim, eğlendim, arkadaşlarla epey bir vakit geçirdim. Cuma günü ne yapsak ne etsek derken aklımıza geldi, bugün Yahşi Batı'nın gösterime gireceği. Saat 11:30 seansına yer ayırttırdıktan sonra sinemaya gittik. Ankamall'deki sinemada yaklaşık 15dk kadar reklam izleyip uykumuzu getirselerde! filmi izledik.

Film komikti ama ben beğenmedim. Beğenmeme sebebim ise; filmde artık ap açık küfürlerin, bel altı esprilerin çok kullanılması ve esprileri sadece bunlarla yapılması beni beğenmeme yetti. Gülmesine gülüyorsun ama ben küfürsüz espriyle yapılmış bir filmi izlemeyi tercih ederdim. Filmde yine Cem Yılmaz'ın alışık olduğumuz, ortam ve zamana uygun olmayan bir şeyden espri çıkartma çabasını bu filmde de gördüm. Gora ve Arog'da aynı olay çok fazlaydı ve bu filmde de aynı şey yine vardı. Örnek olarak Cola Turka reklamı yapılan kola sahnesi yine bilinen bir şeyden espri çıkartma çabası olduğunu gösteriyordu.

Bana göre sanki Recep İvedik filmi kadar popüler olması sağlamak kaygısıyla küfürlerin artık sınır olmadan kullanılma çabası olduğu izlenimi verdi. Ama bence olmamış. Her ne kadar Recep İvedik filminde küfür kullanılsada bu kadar belli değil, ayrıca bel altı espriler öyle anlaşılacak kadar açık şekilde yapılmıyor. Ve küfürsüz espri oldukça fazla. Ben Cem Yılmaz'ın filminde bunu göremedim. Yani Cem Yılmaz git gide kendinden beni soğutuyor. Gişe kaygısıyla artık terbiye sınırını kaldırmaları oldukça üzücü.

23 Aralık 2009 Çarşamba

Recep İvedik 3'ün Fragmanı Çıkmış

Şahan Gökbakar'ın komik karakteri Recep İvedik'in yeni filmi "Recep İvedik 3" 'ün fragmanı yayınlanmış. İzlediğim de sanki eskilerine göre komik gelmesede yine fragmanı da beni güldürmeye yetti. Aslında biraz ara vermesi iyi olacaktı. Çünkü her sene Şubat ayında Recep İvedik filmleri izler olduk ve bir süür insanda filme karşı tepkisizleşme doğuyor. Bakalım filmin tamamı nasıl. Diğer filmleri oldukça komikti. Her ne kadar bazı kesimler sevmesede bence Cem Yılmaz'ın herkesin bildiği esprileri filminde kullanmasından dolayı bıkkınlığı Recep İvedik'te görmüyoruz.
Fragmanı izlemek istiyorsanız da aşağıdan izleyebilirsiniz...